Eskiden büyük kervanların geçtiği ıssız yollarda veya köy ve kasabalarda; dînî ilimlerin, İslâm ahlâkının ve fen ilimlerinin öğretilmesi, yolcuların barınması maksadıyla kurulan yer; küçük tekke. (Bkz. Hânekâh, Tekke) Türkiye Selçuklu Devleti’nden sonra…
MoreBoğazlama, kesme. Hayvanın boğazındaki yemek borusu, hava borusu, iki yandaki kan damarından üçünü bir anda kesmek. “Bismillâhi Allahü ekber” diyerek deveden başka hayvanın boğazını n herhangi bir yerinden zebh edilir. Bismillâhi derken…
MoreSebeb ile netîce arasındaki bağlılıkları bulmak, benzeyiş ve ayrılışları anlamak, yeni îcab ve vaziyetlere zihnin en iyi şekilde uyması. Akıl başka, zekâ başkadır. Her akıllı zekî, her zekî de akıllı olmayabilir. (Abdülhakîm…
MoreDört büyük kitabdan biri. Dâvûd aleyhisselâma indirilen mukaddes kitâb. Allahü teâlâ Kur’ân-ı kerîmde meâlen buyurdu ki: Dâvûd’a (aleyhisselâm) Zebûr’u verdiğimiz gibi, (Habîbim) şüphesiz sana da vahy ettik. (Nisâ sûresi: 163) Tevrât’tan sonra…
Moreİslâm’ın beş şartından biri. Dînen zengin sayılan müslümanın nisab miktârındaki zekat malının belli zamanda belli miktârını zekat niyeti ile ayırıp emr edilen müslümanlara vermesi. Allahü teâlâ Kur’ân-ı kerîmde meâlen buyuruyor ki: Allahü…
MoreAşağı, alçak, hor, hakîr. Kıyâmet günü, dünyâdaki kibir sâhibleri, küçük karınca gibi zelîl ve hakîr olarak kabirden çıkarılacaktır. Karınca gibi fakat insan şeklinde olacaklardır. Herkes bunları hakîr görecektir. (Hadîs-i şerîf-Berîka) Nefsini azîz…
Moreİslâm devletindeki gayr-i müslim vatandaş. Zımmîlerden cizye alınmasından maksat, kâfirliğin aşağılığını, müslümanlığın ise, izzet ve şerefini göstermektir. Bu hakâret o derece te’sirlidir ki, cizye vermek korkusundan kıymetli elbise giyemezler, süslenemezler, hakîr, sefîl…
MoreHiçbir dinde olmadığı ve Allahü teâlâya inanmadığı hâlde, müslüman görünüp müslümanlığı değiştirmeye, îmânı bozmaya, dinsizliği müslümanlık olarak yaymaya çalışan ve İslâmiyet’i içerden yıkmaya uğraşan sinsi İslâm düşmanı, azılı kâfir, münâfık. Kâdıyânîler ve…
MoreKamerî senenin ayları olan Arabî ayların sonuncusu. Zilhicce ayının onuncu günü Kurban bayramı günüdür. Her kim o gün bayram namazından gelip kurbanını boğazlayıncaya kadar bir şey yemeyip kurbanının böbrekleri ile iftâr edip,…
MoreAşağılık, horluk, hakîrlik. Zillete düşmeyecek şekilde tevâzu gösteren, meşrû kazancını meşrû yolda sarfeden, düşkünlere acıyan, fakîr ve hakîmler ile oturup kalkan kimseye müjdeler olsun. (Hadîs-i şerîf-Beydâvî Tefsîri) Zillet on kısımdır. Dokuzu yahûdîlerdedir.…
MoreÂkıl ve bâliğ olan (akıllı, ergenlik çağına ulaşmış) kadın ve erkeğin aralarında nikâh olmadan gayr-i meşrû münâsebette bulunmaları. Allahü teâlâ âyet-i kerîmede meâlen buyurdu ki: De ki: Geliniz size Rabbiniz neleri harâm…
MoreFâidesi, menfaati olmayıp, yalnız gösteriş için kullanılan şey, süs. Kur’ân-ı kerîmde meâlen buyruldu ki Dünyâ hayâtı elbette la’b, yâni oyun ve lehv yâni eğlence ve zînet (süslenmek) ve tefâhür yâni öğünme ve…
MoreKırk sekiz santimetrelik bir ölçü birimi. Misâfirin; bir milden yâni 1920 metreden az uzakta su bulacağını alâmetlerle veya âkıl bâliğ ve âdil bir müslümanın haber vermesi ile çok zannettiği zaman her tarafa…
MoreAdâletsizlik, adâletin sınırını aşmak, başkasının hakkına tecâvüz etmek. Bir şeyi kendi yerinden başka bir yere koymak, haksızlık. Allahü teâlâ Kur’ân-ı kerîmde meâlen buyurdu ki: Allahü teâlâ kullarına zulm etmez, haksızlık etmez. Onlar…
MoreKaranlık, kalbin kararması. Dört haslet kalbin zulmetindendir. Karnı tı ka basa doyurmak, zâlimlerle sohbet etmek, geçen günâhları unutmak, uzun emel. (Abdullah bin Mes’ûd) Hak teâlâ nûr ile zulmeti, aydınlık ile karanlığı zikrettiği…
MoreŞüpheli olmak korkusu ile mübâh şeylerin çoğundan sakınmak. Zühd, insanın kalbini dünyâ sıkıntıları ndan uzak tutar. Allahü teâlânın yüceliğini ve büyüklüğünü tanımayı, tövbe etmeği, te’min eder. (Hâris el-Muhâsibî) Dünyâdan ve dünyâlık olan…
MorePapazların bellerine bağladıkları ipten veya kıldan örme kaba sert ve uçları öne sarkık kuşak. Allahü teâlânın evliyâsı nı, enbiyâsını (peygamberlerini) ve ulemâsını (İslâm âlimlerini), bunların sözlerini ve fıkıh kitablarını ve fetvâları tâzim…
MoreSoy, nesil. Kur’ân-ı kerîmde meâlen buyruldu ki: Ey Rabbimiz! Bizi sana teslîmde, boyun eğmekte ve ihlâsta sâbit kıl. Zürriyyetimizden bir topluluğu da sana itâatkâr ve boyun eğici kıl. (Bekara sûresi: 128) Hudâ…
MoreAltın ve gümüş oranı yarıdan az olan paralar. Züyûf ile ödünç verdikten sonra, o züyûfun kıymeti kalmasa, İmâmeyne yâni İmâm-ı Ebû Yûsuf ve Muhammed’e göre teslim ettiği zamandaki kıymetinde altın veya bu…
MoreSahrada, çölde ve vahada göçebe halde yaşayanlar. Medîne-i münevvere çevresindeki Müzeyne, Cüheyne, Eslem, Eşca’ kabîleleri bedevî idi. Peygamber efendimiz Hudeybiye sulhünün yapıldığı sene umre için Mekke’ye gitmeye karar verdikleri sırada, Kureyş’in herhangi…
MoreHazret-i Îsâ’nın havârîlerinden biri olan Barnabas’ın, Îsâ aleyhisselâmdan görüp işittiklerini doğru şekilde yazıp derlediği İncil. Îsâ aleyhisselâm, Allahü teâlâ tarafından göğe kaldırı lınca, hakîkî İncil kaybolup İncil adı yla bir takım kitaplar…
MoreCimri. (Bkz. Cimrilik) Bahîl, Allahü teâlâdan, Cennet’ten ve insanlardan uzaktır. (Hadîs-i şerîf-Tirmizî) Cömert olan câhil, Allahü teâlâya, bahîl olan âbidden (çok ibâdet edenden) daha sevimlidir. (Hadîs-i şerîf-Tirmizî) Allahü teâlâ kıyâmet günü, üç…
Moreİbrâhim aleyhisselâmın amcası ve üvey babası. İbrâhim aleyhisselâmın babasının ismi Târûh idi. Târûh mü’min idi. Âzer putperest idi. Nemrûd taraftarı idi. Târûh ölünce, Âzer, İbrâhim aleyhisselâmın annesini aldı. Böylece üvey babası oldu.…
Moreİşlenen günahlar sebebiyle âhirette çekilecek cezâ. Allahü teâlâ, âyet-i kerîmede meâlen buyurdu ki: Nîmetlerimin kı ymetlerini bilir, emrettiğim gibi kullanırsanız, onları artırırım. Kıymetlerini bilmez, bunları beğenmezseniz, elinizden alır, şiddetli azâb ederim. (İbrâhim…
MoreAmme’nin çoğulu, halk, topluluk. Müctehid (âyet ve hadîslerden şer’î yâni dînî hükümler çıkaran İslâm âlimi) olmayan, mukallid (yâni mezhebinin usûl ve kâidelerini anlayıp taklîd eden). Müctehid olmayan âlime nâkil, yâni haber iletici…
MoreAteşe tapan, mecûsî. Zerdüşt tarafından kurulan bâtıl dîne inanan. Ateş perestler Cehennem’in Hutame denilen beşinci tabakasında yanacaklardı r. Birini görünce kendi elini veya onun elini öpmek ve eli göğse koymak ve eğilmek…
Moreİslâm devletlerinde, ş ehir dışında durarak; müslüman tüccârdan o anda yanında bulunan ticâret malının zekâtını, müslüman olmayanlardan ise, gümrük denilen vergiyi toplayan me’mur. Hükûmetin âşirlerle müslüman tüccardan zekâtları toplaması, onların bu ibâdeti…
Moreİsyân eden, emre karşı gelen, itâatsizlik eden. 1- Allahü teâlânın emir ve yasaklarına uymayan, günâhkâr. Allahü teâlâ Kur’ân-ı kerîmde meâlen buyurdu ki: Allahü teâlânın ve Resûlünün (Muhammed aleyhisselâmın) emirlerine âsî olanlar, beğenmeyenler,…
MoreBaba tarafından akrabâ, hısım. Allahü teâlânın Kur’ân-ı kerîmde hisse (pay) takdîr edip bildirdi ği vârislerden (Eshâb-ı ferâizden) sonra gelen ve belli bir payı olmayıp artan malı almaya hak kazanan, ölene erkek vâsıtasıyla…
MoreAllahü teâlânın yarattığı en büyük varlık. Yedi kat göklerin ve kürsînin üstünde olup, halk (madde) âleminin sonu, emr (maddesizlik) âleminin başlangıcı. Arşullah, Arş-ı mecîd ve Arş-ı a’lâ da denir. Âyet-i kerîmede meâlen…
More

