Sultan Abdülaziz’in yâverliğini yapmış ve Erzurum mevki kumandanı iken ölen Mirlivâ Mehmed Said Paşa’nın oğlu olarak İstanbul’da doğan Hüseyin Rahmi, annesini küçük yaşta kaybettiği için babasının görevi dolayısıyla bulunduğu Girit’te 1868 –…
MoreGökalp tarafından “Yalavaç” titriyle taltif edilen Hüseyinzâde Ali, 1864 yılında Bakü’nün Salyan kasabasında doğdu. İlköğrenimini burada tamamlayan Ali, yükseköğrenimi için Petersburg’a gitti. Burada Ulum-u Tâbiiye Fakültesini bitirdikten sonra İstanbul’a gelerek Askerî Tıbbîye’ye…
MoreMısır modernleşmesinin ünlü ismi ve bir Osmanlı Vâlisi iken yeni bir hânedânın müessisi olarak Mısır Türk târihinde önemli bir yer işgâl eden Kavalalı Mehmed Ali Paşa’nın torunu olarak Kâhire’de doğmuş ve 1870’te…
Moreİ. H. Ertaylan’ın, “nevinde yegâne, vâdisinde müstakil, halkçı bir muharrir (…) popüler bir edib, bir halk yazıcısı” olarak tavsif ettiği Ahmed Râsim, İstanbul Fâtih’te doğmuştur. Küçük yaşta babasını kaybeden ve Sofular ile…
MoreBir kolu İzmir’de yer alan Uşaklı Helvacızâde âilesinin, aynı ticârî faaliyetler dolayısıyla İstanbul’da mukîm çocukları Hacı Halil Efendi’nin oğlu olarak Eyüp’te dünyaya gelmiştir. Eğitimine İstanbul’da başlayan; lâkin babasının bozulan durumu dolayısıyla taşınmak…
MoreAna-babasına iyilik edene müjdeler olsun! Allah Onun ömrünü uzatır. (Buhârî) Ana-babası, yanında yaşlandığı halde, [onların rızalarını alamayıp] Cenneti kazanamıyanın burnu sürtülsün. (Tirmizî) Allahu Teâlânın rızası, ana-babanın rızasında, gadabı da, ana-babanın gadabındadır (Tirmizî) Cihâd, fîsebîlillah…
MoreBiz insana anne ve babasını tavsiye ettik anası onu zayıflık üstüne zayıflık çekerek karnında taşımıştır.Onun (memeden) ayrılmasıda 2 sene içinde olmuşdur onun için biz insana bana ve ana babana şükret dönüş banadır…
MoreArapça, birinin yerine geçen, arkasından gelen vekil olan kişi anlamlarına gelir. Bu kelime, Kur’an-ı Kerim’de Bakara Suresi’nin 30, Sâd Suresi’nin 26. âyetinde geçer, ilk âyette, “yeryüzünde bir halife yaratacağım”, ikincisinde ise “Biz…
MoreFarsça olan bu ifade, yerle bir olmak, toprak gibi olmak anlamlarını ihtiva eder. Allah’a vuslat için sülûka giren, ölmeden önce ölen, gönlünde dünyaya yer vermeyen tekke sakinleri, hankahta bulunanlar ve dervişlere haksâr…
MoreArapça, gizli olana hafî derler. Tehânevî bunu, mahiyeti gizli olması nedeniyle ruha, hafî denilir, diye tarif etmektedir, insanın madde planında göğüs üzerinde beş noktaya taalluku bulunan ve zikir mahalleri olarak gösterilen letaif-i…
MoreArapça, vaki olmak, yok iken var olmak manasınadır. Bazı sufîler, Allah’ın toplumu uyarmak üzere, âlemde bir takım âyetler ortaya çıkardığını, belli kişileri uyarmak için de, kalblerindeki kötü duyguları giderdiğini söylerler.…
MoreArapça’da, sınır, derece, rütbe, işlenen suç karşılığı verilen ceza gibi manaları, ifâde eder. Konu ile ilgili bazı atasözleri, şu şekildedir: “Haddini bilmeyene haddini bildirmek, öksüze kaftan giydirmekten yeğdir”: Aşırı gidenlere gereken karşılığı…
MoreArapça, akla veya hatıra gelen şeye hâcis denir. Çoğulu hevacis’tir. Kâşânî hâcis’i, nefsanî düşünceler olarak tanımlar. Kalbe gelen ilk his veya düşünceye de, hâcis denmiştir. (Hâtır-ı Evvel). Buna, genellikle iyi ve hayırlı…
MoreArapça, taş demektir. Tasavvufta, insandaki latifeden ibarettir. Hacer-i Esved’in siyah rengi alışı, tabîî gereklilik sonucu, değişimi sebebiyledir. Bir hadis-i şerifte Hz. Rasûlullah (s) şöyle buyurur: “Hacer, sütten daha beyaz renkte olmak üzere…
MoreFarsça, hoca, âlim, bilgin demektir. Çoğulu Hâcegân veya hocagân’dır. Nakşîliğin erken dönemlerinde, Orta Asya’daki şeyhlerin bilim adamı oluşu sebebiyle, onlara hoca, hâce gibi isimler verilmiştir: Hoca Bahâeddin Nakşbend, Hoca Abdülhalık Gucdevanî, Hoca…
MoreArapça, tane manasına gelir. Habâb, su üzerinde oluşan kabarcıklara denir. Fındık büyüklüğünde veya daha küçük, akîk veya Necef taşından yapılmış tanelere denir. Bunlar yuvarlak veya kesme olur. Bu taneler ince ve gümüş…
MoreFarsça’dır, Türkçe’mizde de aynen kullanılır. Kadiri tabiridir. Kadirîlerin başlarına giydikleri arakiyenin tepesine, çuhadan daire şeklinde bir parça dikilirdi. Bu gül, Bağdat gülü, havuzlu, kafesli, kız gülü gibi çeşit çeşitti. Genellikle güller, bir…
MoreArapça, aldanma demektir. Gurur, helak olmanın başta gelen sebeplerindendir. Çoğu insanlar gurur içindedirler. Gururlu kişiler her kesimden olabilir: Âlimler, âbidler, mutasavvıflar (daha doğru mustasvıflar), ticaret erbabı, zenginler, politikacılar, yöneticiler vs. gibi. Dış…
MoreKalb’in Türkçe karşılığı. Bu kelime ile ilgili çeşitli atasözleri vardır. Bunların bir kısmı şöyledir: Can ü gönülden dua, niyaz : Bütün bir manevî güçle, kendini vererek Allah’a yapılan duadır. Can u gönülden…
MoreArapça, dedidoku demektir. Birinin ardından, olumsuz yanlarını başkalarına söylemeye gıybet denir ki, haramdır. Allah’ın Settâr isminin, kulların ayıplarını örtmekte ilgili oluşu, bu konuda İlâhî bir örnektir. Hucurat suresinde dedikodu yapılan kişinin, ölü…
MoreArapça, örtü, perde demektir. Kalp aynasının, nefs ve nevadan gelen olumsuz etkilerle kararması, bu durumda kalp katılaşır, basiret bağlanır, körleşir.…
MoreArapça, zenginlik demektir. Gani (zengin) Hak’dan başkası değildir. Zira her şeyin zâtı O’nundur. Kul, Hak ile mâsivadan müstağni olunca gani (zengin) olur. Yani Hakk’a muhtaç olur, kullara muhtaç olmazsa, o kul, zengin…
Moreİmrenme anlamında Arapça bir ifade. Hased ile gıbta arasında ince bir fark vardır. Allah’ın nimet verdiği kişiden o nimetin gitmesini istemek haseddir. Bu, Allah’ın İlâhî takdirde yaptığı taksime razı olmamak anlamına gelir.…
MoreArapça. Öfke, kızgınlık, dargınlık gibi mânâları ihtiva eder. Bu, Allah’ın şeytanı yarattığı ateştendir. Peygamberimiz (s) “gazaplanıp da cehenneme yaklaşmayan kimse yoktur” demiştir. İnsanlar bu konuda üç gruptur. Birincisi; tefritte olup hiç kızmaz,…
MoreArapça, faaliyet, kıskanma manasınadır. İlâhî sıfatlardandır. Kulun gayreti, fillah, lillah ve alallah olmak üzere üç kısımdır. Birinci ve ikinci kısımlar; İslâm’ın emirlerine aykırı bir durum görünce, buna el ve dil ile karşı…
MoreBilinmeyen veliler. Her asırda mevcut ve sayıları ondan ibaret olan Allah adamları(evliyâ] hakkında kullanılan bir tâbirdir. Tasavvuf kaynaklarından birinde, bunun açıklaması şu şekilde yapılır: “Sıfat-ı gâlibeleri, huşu ve huzû-i Rabbani ve kendileri…
MoreArapça, göz önünde olmayan, bilinmeyen, gizli olan, gâib vs. gibi manaları vardır. Senden Hakk’ın gizlediği her şeydir. Allah’ın pek çok âlemleri vardır. Allah’ın insan vasıtasıyla baktığı âleme, vücûdî şehâdet denir. Allah’ın, insan…
MoreArapça, yardım etme, imdada yetişme demektir. Bunun yerine “kutub” da kullanılır. En yüksek manevî makamdır. Kutub, mazhar-ı hakîkat-ı Muhammediyye ve cami-i esmâ-i İlâhiyyedir. Yani ilâhî isimleri kendisinde toplayan, Hz. Muhammed (s)in hakikatine…
MoreArapça. Galip gelme, yenme, bastırma, muzafferiyet. Tasavvufta, sûfinin üzerine gelen fakat, sebebi bilinmeyen bir hâldir. Bu yüzden, içinde bulunduğu hâlin edebine riâyet edemez. Bunun zıddı olan sükûn ise, nefsin kendine dönüp, fark…
MoreArapça, gafil olma, uyanık olmama, habersiz bulunma, farkın varmama hâli. Kulun Allah’tan habersiz olması hali. Dünyayı veya bütün mahlukatı, Allah’ın yarattığı ve sıfatlarının tecellî ettiği bir yer olarak düşünmeden, dünyadaki hayatını sürdüren,…
More

