İş Dünyası

Amerika ekonomik sistemi nasıl? ABD borsa sistemi nedir? Amerika’da ekonomi tarihi nedir?

İskoçyalı ekonomist Adam Smith’in “Ulusların Zenginliği” adlı kitabını yazdığı 1776 yılı, ABD’nin bağımsızlığını ilân ettiği yıldır. Söz konusu kitabın Amerikan ekonomisinin gelişimi üzerinde büyük etkisi olmuştur. Çoğu düşünür gibi, Smith de kapitalist sistem insanlarının bencil olduğuna, üretim ve ticaret yoluyla zenginleşme ve güç sahibi olma arzusu taşıdıklarına inanıyordu. Smith bu durumun, üretimi arttırıp, rekabeti kışkırttığı için yararlı olduğunu savunuyordu. Bu sistem sonucunda mamuller daha düşük fiyatlarla daha çok bölgeye ulaşıyor, yeni iş sahaları açılıyor ve refah yaygınlaşıyordu. 

Çoğu Amerikalı, ülkenin gelişiminin ve ekonomik gücünün kapitalizm dışında bir sistemle mümkün olamayacağına inanır. Hükümetin ticarete müdahale etmemesi gerektiğini savunur.

BORSA

Amerikan tarihinin erken yıllarında insanlar, iş kurmak ya da işini büyütmek isteyenlere ödünç para vererek para kazanılabileceğini görmüşlerdi. Bugün küçük girişimciler, ihtiyaçları olan parayı dostlarından, akrabalarından ve bankalardan temin ediyorlar. Büyük şirketler ise ihtiyaç duydukları nakit parayı üçüncü kişilere hisse senedi satarak temin etmektedir. Bu tür alış verişler, genelde borsada ya da aracı kurum vasıtasıyla gerçekleşir.

Avrupalılar, ilk borsayı 1531 yılında Belçika’da Antwerp’te kurmuşlardı. ABD’de 1792 yılında Wall Street bölgesinde kurulan New York Borsası’nda hisse senedi piyasası hızla büyüdü. New York bugün ülkenin finans merkezidir.

Hisse senedi piyasası hafta sonları ve ulusal tatiller dışında hergün yoğun faaliyet içindedir. Hisse senedi fiyatları genelde düşüktür. Mütevazi bütçeli bir Amerikalı bile hisse senedi alıp, dağıtılan yıllık kâ payları ile kazanç sağlamayı umabilir. Ayrıca zaman içinde hisse fiyatlarının artmasını da bekler. Böylece onları sattığında kâr elde edebilir. Hissesi alınan şirketin, işlerinin iyi gideceği konusunda bir garanti yoktur elbette. İyi gitmezse dağıtılan kâr payı da düşük ya da sıfır olabilir. Veya hissenin fiyatı düşebilir.

SİSTEM DÜZELTİLİYOR

Adam Smith, Amerikan iş piyasasındaki ilk gelişmeleri tahmin edebilirdi. Ama diğerlerini asla edemezdi. 19. yüzyılda Amerikan sanayi, çalışan kesime darbe indirmişti. Fabrika sahipleri yoksul aile çocuklarını çalıştırıyor, işçilerin sağlıksız ve güvenliksiz çalışma ortamlarında, düşük ücretle uzun saatler çalışmasını istiyordu. İşçiler arasında ayrım da yapılıyordu: Zenciler ve bazı azınlık grupları işe alınmıyor ya da çok elverişsiz koşullarda çalışmaya zorlanıyordu. Girişimciler, servetlerini arttırmak için hükümetin eksiklerinden ve hatalarından yararlanıp tekeller oluşturuyor, rekabeti ortadan kaldırıyor, mamul fiyatlarını arttırıyor ve kalitesiz mallar satıyorlardı. 

Bu durum karşısında, işçi sendikalarının da baskısıyla İlerici Hareket ortaya çıktı. 19. yüzyılın sonlarında Amerikalılar özgür kapitalizme olan inançlarını yeniden gözden geçirdiler. Tekellere ilk darbe 1890 yılında Sherman Anti Tröst Yasası ile geldi. 1906’da Kongre, ilaç ve yiyecek  maddeleri için ayrıntılı etiket ve etlerin kontrolü zorunluğunu koyan yasalar çıkardı. Büyük Buhran sırasında Başkan Roosevelt ve Kongre, krizi hafifletecek yasaları yürürlüğe koydular. Bunların arasında stok satışlarını düzenleme, çeşitli sanayi kollarında çalışma saatleri ücret ayarlaması, yiyecek, ilaç ve kozmetik ürünleri imalâtının daha sıkı denetlenmesi gibi maddeler yer alıyordu.

İlerki dönemlerde bilinçli Amerikalılar, Adam Smith’in felsefesinin, bireysel iş faaliyetlerinin çevre üzerindeki sonuçlarını hesaba katmadığını tartışmaya başladılar. Çevre Koruma Örgütü gibi yeni federal kurumlar oluşmaya başladı. Ve imalât faaliyetlerinin, havayı ve suyu kirletmesini önleyen, insanların yararlanabileceği geniş yeşil alanlar ayrılmasını zorunlu kılan yeni yasalar çıkartıldı.

Bütün bu yasaların sonucu olarak, Amerikan Kapitalizm’i, bir yazarın da dile etirdiği gibi, “başıboş koşan bir atken, eyerlendi ve gem vuruldu”. Amerika’da bugün, devlet yasalarıyla denetlenmemiş bir mamul satın almak hemen hemen mümkün değildir.

Siyasi muhafazakârlar, hükümetin iş hayatına çok fazla karıştığını savunmaktadır. Bazı kuralların gereksiz ve pahalı olduğunu iddia etmektedirler. Bu şikayetlere yanıt olarak hükümet bürokrasi işlemlerini azaltmaya çalıştı. İş yeri standartları konusunda katı ve ayrıntılı kurallar yerine daha genel koşullar getirdi.

İş hayatını yöneten yasa ve kurallar hantal olsa bile bu durum, atılımcı Amerikalıların hayallerini gerçekleştirmelerine, hatta daha da ilerisine ulaşmalarına engel olmamaktadır. Böyle girişimcilerden biri de Bill Gates’dir. Gates, 1975 yılında, 20 yaşındayken Microsoft adında bir bilgisayar yazılım şirketi kurmuştu. 20 yıl sonra bugün Microsoft, dünyanın en büyük yazılım şirketidir. Dünya genelinde 20,000 çalışanı vardır. Ve yıllık net geliri 2 bin milyon dolardır. (2 milyar dolar)

Rate this post

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu