Şehir şar ne demek?
Mutlak varlık. Hacı Bayram Velî’nin şiirinde Bektaş-i Velî’nin Menakıb’ında şar, gönül, kalp olarak değerlendirilir.
Şar dedikleri gönüldür.
Hacı Bayram Velî
Mutlak varlık. Hacı Bayram Velî’nin şiirinde Bektaş-i Velî’nin Menakıb’ında şar, gönül, kalp olarak değerlendirilir.
Şar dedikleri gönüldür.
Hacı Bayram Velî
Arapça, şiddetli arzu demektir. Nefsin bir şeyi şiddetle arzulaması. İki türlü şehvet sözkonusudur: 1) Varlığı gerekli olan, yok olduğu zaman insanın bedenine zarar getiren şehvet, 2) Olmadığı zaman, bedenin zarara uğramadığı şehvet. Kur’ân’da övülmeyen tarzda zikr olunmuştur: “insanlar için şehvetleri sevmek süslü gösterildi” (Âl-i imrân/14) “Sizler, kadınlar dururken, şehvetle erkeklere geliyorsunuz” (A’râf/81). Seyyid Şerif Cürcânî şehveti; nefsin hoşlandığı şey, nefsin bir şeye meyletmesi, şeklinde tanımlamıştır. İslâm’da şehvetleri yok etmek değil, terbiye etmek, meşru sınırlar içinde tutmaya çalışmak esâstır.
Arapça, şüphe demektir. Tasavvuf! olarak, sözünde, özünde gerçeklik olmayan kişiye “sekte kalmış” tâbiri kullanılır. Şüphesi kalmamış kişi “sekten, şüpheden arınmış” diye övülür.
Çağımızda yeni medya teknolojileri içerisinde en fazla kullanıcıya ve tüketiciye sahip olan ayrıca kullanım sahasını gittikçe yaygınlaştıran internet, “dünya genelindeki bilgisayar ağlarını ve kurumsal bilgisayar sistemlerini birbirine bağlayan elektronik iletişim ağı.” olarak tanımlanmaktadır. Aynı şekilde internet birçok kişi tarafından günümüzün hatta tüm zamanların en büyük teknolojik yeniliği olarak nitelendirilmiştir. “inter” ve “net” kelimelerinin birleşmesiyle beraber İnternet sözcüğü oluşturulmuştur. “inter” kelimesi, İngilizce ’den “arasında” anlamı olarak Türkçe ’ye çevrilebilmektedir. “net” sözcüğü ise “ağ” anlamına gelmektedir. Üstelik internet, bilgisayar ağlarının ağı ya da ağlar arası ağ olarak Türkçe ‘ye de çevrilebilmektedir. İnternet genel bir ifade ile TCP/IP protokolü ile birbirlerinden farklı işletim sisteminin bulunduğu bilgisayar arasında veri iletişiminin sağlandığı küresel bir bilgisayar şebekesi olarak da tanımlanmaktadır.
Birçok yazar ve düşünür, internet kavramını günümüze kadar farklı biçimlerde ele almıştır. İnternetin günümüzde çok sayıda insanın hayatını etkilediğini ve değiştirdiğini ifade eden Kara, internetin bir iletişim-bilgi sistemi ve medya aracı olduğunu da belirtmiştir. Ayrıca Kara, internetin dünyadaki milyarlarca kişiye TCP/IP yoluyla hizmet eden, birbiriyle ilişkili küresel bilgisayar ağları sistemi olduğunu ve insanların, toplumların gittikçe yükselen ve üretilen bilgiye kolayca ulaşma arzuları sonucunda bir teknoloji olduğunu ifade etmiştir. Castells ise 20. yüzyılın ortalarında internetin bulunduğunu, gelişim gösterdiğini, bilimin ilerlediğini, teknolojik anlamda girişimciliğin önemli olduğunu ve yeniliğin her alanda kaynaşmasının ürünü olduğunu söylemiştir. İnternet, bağımsız çok sayıda iletişim şebekesini birbirine bağlaması açısından oldukça büyük ve önemli bir iletişim ağıdır. Ağların ağı olarak bilinen internet, günümüzdeki konumuna gelene kadar bazı gelişmeler yaşamıştır. Gerek Türkiye’de gerekse tüm dünyada internet adına büyük adımlar atılmış ve internetin yöndeşmesiyle beraber internet, iletişim alanının vazgeçilmezi konumuna gelmiştir.
İnterneti kullanan kişileri, her çeşit enformasyona istedikleri zamanda ve yerde en kısa dilim içinde, en geniş açıdan ulaşabilmekte ve bunları kullanıp bireylerle, toplumlarla ve kurumlarla pay etmişlerdir. Sanal iletişim içerisinde kişiler kendilerini rahat bir şekilde tanıtma ve anlatma olanağı içindeyken, bununla birlikte hızlı ve kolay veri paylaşımından dolayı güçlü bir etkileşim içerisinde olmuşlardır. Sağlamış olduğu imkânlar nedeniyle internet, insan yaşamanın zorunlu bir parçası haline gelmiştir. Dünyanın her yerinde internetin kullanılması günlük hayatın içerisine o kadar girmiştir ki insanlar internetsiz bir hayatı artık aklından bile geçirmek istememişlerdir.
Yeni bir iletişim aracı olarak ortaya çıkan internet, öncelikli olarak iki farklı yaklaşımla incelenmiştir. Bir taraf internetin yaygın bir iletişim ağı olduğuna ve sosyal bünye içerisinde eşitliği sağladığına işaret ederken, başka bir taraf toplumda tüm bireylerin interneti kullanabilecek paraya sahip olmadığını böylelikle internetin sosyal yapıda kişilerin interneti kullanım açısından eşitsizliğe neden olduğunu savunmuşlardır. Yeni medya teknolojileri aracı olarak internet olumlu yaklaşan tarafa göre internetin eşitleyici yanının olduğunu vurgulamışlardır. Bilgiye ulaşmada tüm kişilerin eşit haklara sahip olmasıyla internet, hem toplumdaki insanlar hem de çevredekiler açısından eşitlik sunan bir iletişim ve etkileşim aracı haline gelmiştir. İnternet bu özelliğiyle dünyanın her yerinde bireylerin bilgiye ve birbirlerine erişimde eşit hale gelmesini sağlamıştır. İnternetin eşitleyici niteliğinin sunduğu faydalardan biri de gelişmiş ülkelerde meydana gelen değişiklerle alakalı bilgilerin başka ülkelere ulaşmasını sağlamak olmuştur. Üstelik internetin bağımsız olması, sanal yerlerde ayrı amaçlarla kaynaşan grupların çeşitliliğini ve sayısını artırırken, görüş farklılıklarından doğan demokrasi ortamını da desteklemiştir.
Son zamanlarda bilgisayar, iletişim aracı olarak yoğun bir şekilde kullanılmaktadır. Ancak kimi araştırmalara ve çalışmalara göre bilgisayarlı iletişim durumları, diğer iletişim birimlerinin yerini almamakta, mevcut toplumsal alışkanlıkları güçlendirmektedir. Bilgisayarlı iletişimin telefonla, enformasyonla ve ulaştırmayla iletişimi desteklediği, sosyal ağların ulaşım alanını büyüttüğü ve bu ağların daha aktif bir şekilde istenen zamanda iletişim kurmayı temin ettiği görülmüştür.
İnternetin ve bilgi teknolojilerinin önem kazanması Türkiye ve diğer ülkelerin farklı stratejiler izlemelerine, farklı alanlarda kendilerini geliştirmelerine ve yeni alanlara yönelmelerine neden olmuştur. Özellikle Türkiye’de bilginin önemi her geçen gün artmaktadır. İnternete yönelik çalışmalar, günden güne hızlandırılmakta ve internetin ağ altyapısına yönelik sürekli yatırımlar yapılmaktadır. Bu yüzden internette dünya standartlarının yakalanması ve takip edilmesi için Türkiye’de araştırma geliştirme çalışmaları yapılmakta ve bu çalışmalar devlet tarafından desteklenmektedir. İstatistikçiler tarafından yapılan araştırmalarda her yıl internet kullanım oranlarının düzenli bir şekilde arttığı ifade edilmektedir. İnternet kullanımı arttıkça değişim ve gelişim de kaçınılmaz olmaktadır.
Rıfat Erkek
Arapça, çok şükreden, şükredene karşılık veren, nimete garkolmuş vs. gibi anlamları olan bir kelime. Verildiği zaman teşekkür edene şâkir, verilmediği halde şükredene şekûr denir. Şekûr, gerçek manada Allah’a şükretmekten âciz olduğunu anlayan kişiye denir. Bu şuura ulaşan kişi, bütün gücünü kalbi, dili ve vücut organlarıyla şükre harcar. Kalbî şükür, inançla; dil şükrü, dil ile söylemek (tahdîs-i ni’met) le; vücud organlarının şükrü de, amel etmek suretiyle olur.
Mum, meş’ale anlamında Arapça bir kelime. Bu İlâhî bir nurdur. Sûfînin kalbini yakan İlâhî nurun pırıltısı, müşahede ehlinin kalbinde parlayan irfan nuru. Şem’- i İlâhî: Kur’ân-ı Kerim. Pervane kelebeği mumun etrafında döner, buna uzun süre devam eder, sonunda alevin çekici gücü onu kendi içine çeker, pervanenin tüm vücudu alev alev yanarak yok olur. Sûfînin durumu da aynen bunun gibidir, aşkın yakıcı alevine mübtelâ olur, bu ibtilâya devam eder, sonunda varlığı aşk ateşiyle aynîleşir, nihayet kendisi alev alev yanan bir ateş olur. Semâ’daki dönüş, pervanenin mum alevi etrafındaki dönüşünü sembolleştirir, semâda da aynı yanış, aynı ateş söz konusudur. Erbabına malûmdur.
Arapça, tabiatlar, huylar anlamında çoğul bir kelime. Cemâl ve celâlin bir araya gelip birbiriyle uyuşması. Hz. Peygamber’i tasvir eden, ruhî ve fizikî yönünü anlatan eserler. Bazan olan, bazan olmayan hafif fakat sükûnu bozmayan cezbeye de denir.
Şem’ Arapça’da mum, meş’ale demektir. Mevlevî tâbiri. Dört selamdan ibaret olan mukabelelerden, neş’eli geçenlerin tesirini bir kat daha artırmak amacıyla, okunan âyinlerden birinin adı. Âyin şu parça ile başlardı:
Şem’-i ruhuna cismimi pervane düşürdüm
Evrak-ı dili âteş-i sûzâne düşürdüm
Bir katra iken kendimi ummana düşürdüm
Ta’dad idemem derd-i derûnum elemim var,
Mevlâ’yı seversen beni söyletme gamım var.
Arapça, güneş demektir. Ulûhiyyetin ortaya çıkış yeri ve noksanlıklardan münezzeh mukaddes özelliklerin çeşitlenmesinin tecellî yeri olan nur. Güneş, diğer unsurî varlıkların aslıdır. Allah, varlığın tümünü, güneşte remz halinde yarattı. Tabiî güçler, onu, Allah’ın emriyle yavaş yavaş varlığa çıkarır. Güneş sırların noktası ve nurların dairesidir.
Mevlevî tabiridir. Mevlevîlikte şube olmamakla birlikte, iki neş’e vardır. Mevlevîlerin bir kısmı tam ehl-i sünnettir. Nakşîliğin Halidî kolu gibi dine ve kurallarına en ufak taviz vermeksizin sıkı sıkıya bağlıdır, bir kısmı da tam İmamiyye mezhebine sâliktir, rinddir. Birincilere “Veled kolu” ikincilere “Şems kolu” denir.
Arapça’da Hasan ve Hüseyin anlamlarını ihtiva eden Süryanice iki kelime. Bu isimler Hz. Harun’un iki oğlunun adı olup, Hz. Peygamber (s) tarafından, Hz. Ali (r)’nin oğullarına verilmiştir.
Şüpeyrü Şepper, mürşid ü rehber,
Sundular kevser Elhamdülillah
Üsküdarlı Hâşim Mustafa Baba
Arapça, içecek demektir. İlâhî, feyz, ilâhî sevgi, aşk şarabı. Hak’tan gelen şerbeti içdik Elhamdülillah, Şol kudret denizini geçdik Elhamdülillah.
Yunus Emre
Yılan ve zehirli hayvanların zararından korunmak üzere, ocak adı verilen kişinin okuyup üfürdüğü şerbeti içirmesi olayına şerbetleme adı verilir. Bu işi daha ziyade Rifaî Şeyhlerinin yaptığı kaydedilir.
Bedeviye tasavvuf okulu ıstılahındandır. Bey’at töreni yapılırken, mürşidin yaptığı telkin ve içirdiği şerbet için, şerbet vermek tabiri kullanılır. Şerbet, yedi şeyle birlikte verilirdi. Müridin çok cezbeli olması istenirse şerbet, nefes veya sirke ve sütle; orta seviyede cezbeli olması arzu edilirse, hurma, kara üzüm, kuru üzüm (veya kuru incir) ile; az cezbeli olması istenirse zeytinyağı ve su ile verilirdi.
Arapça, sadrın yarılması demektir. Salikin ruhundaki kabiliyetlerin gelişmesi, ortaya çıkmasını ifade eder. Hz. Resulullah’ın (s) Mirac’tan önce, üç boyutlu alanın ötesine yolculuğa hazır olması için Kabe yanında kalbi şerh edilmiş (yarılmış) idi. Tabii manevi olarak… Yücelere yapılacak yolculuk için bu zaruri idi. Sülük yolunda da ileriye doğru merhalelerin katedilmesi, aynı ruhi kapasitenin genişletilmesiyle ilginç bir paralellik arzeder. Üç kere şerh-i sadr olmadıkça, ruha ait kabiliyetler gelişme kaydetmezler. Şerh oldukça, tahammül artar; yükler, çileler dayanır hale gelir. Yani yük hafifler. “Sadrını yarmadık mı? Yükünü kaldırmadık mı? Ki (o yük ağırlığından) sırtını çatırdatma mış mıydı?” (İnşirah/1-3).
Arapça, yol, su kanalı demektir. Dinin zahirî (dış şekil) yönüne ait kaideleri veya dinin hukuk kuralları. Tasavvufa da, batinî hukuk veya batinî fıkıh denir.
Arapça, isimlerin şahitleri demektir. Eşyanın şevâhidi, dış âlemde haller, vasıflar ve fiiller sebebiyle, görülen farklılaşmadır. Rızık verilen (merzûk), rızk vericiye; diri dirilticiye; ölü öldürücüye şehâdet eder.
Arapça, tevhidin şahitleri demektir. Tevhidin şevâhidi de, eşyanın ta’ayyünleridir. Herşeyin, kendisini başkasından ayıran, kendine özgü bir ta’yin ile ehadiyyeti vardır.
Arapça, iştiyak ve özlemi ifade eden bir kelimedir. Kalbin, sevgilisine kavuşmak üzere çekilişine, veya sevgili anıldığında kalbin heyecanlanmasına şevk denir. Kalbdeki şevk, lambadaki fitile, Aşk da ateşteki yağa benzer. Allah’a iştiyak duyanın O’na yakın olacağını, yakın olanın neş’eleneceğini, neş’elenin de vuslata ereceğini kaydederler. Vuslatta derinleşenler için, müjdeler ve güzel bir varış yeri sözkonusudur. Şevk ile iştiyak arasında fark vardır. Şevk sahibi, kavuşma durumunda sükûn üzere iken, aynı durum iştiyak sahibi için söz konusu değildir.