Yukarı kaldırma, yükseltme. Allahü teâlâ Kur’ân-ı kerîmde meâlen buyurdu ki: Kitabda İdrîs’i de (aleyhisselâm) an. Çünkü o, çok sâd ık bir peygamberdi. Biz onu yüksek bir mekâna (göklere veya Cennet’e) ref’ ettik.…
MoreFerâiz yâni İslâm mîrâs hukûkunda, Eshâb-ı ferâiz adı verilen Kur’ân-ı kerîmde hisseleri bildirilen mîrâsçılar hisselerini aldıktan sonra terike (ölenin bıraktığı mal) artmış ise ve kalanı alacak kimse yoksa, artan terikenin yine aynı…
MoreTaşlama; muhsan (evli) olup, zinâ eden kadın ve erkeği taşlayarak öldürme. Recm olunacak müslüman erkek ve kadını n, zinâ suçunun, dört şâhid ile isbât edilmiş olması veya kendileri tarafından dört kerre îtirâf…
MoreHicrî ayların yedincisi ve mübârek üç ayların birincisi. Receb, Allahü teâlânın ayıdır. Receb dünyâda ve âhirette ikrâm eder. (Hadîs-i ayına ikrâm edene, saygı gösterene, Allahü teâlâ şerîf-Gunyet-üt-Tâlibîn) Receb’in ilk Cumâ gecesini ihyâ…
MoreÜmid etmek, Allahü teâlânın rahmetini ummak. (Bkz. Havf ve Recâ) Peygamber efendimiz, ölüm döşeğinde yatan bir hastanın ziyâretine giderek, ona, kendisini nasıl hissettiğini sorar. Adam; “Günâhımdan korkuyor, fakat Allahü teâlânın rahmetinden de…
MoreHicrî-Kamerî senenin üçüncü ayı, Peygamberimizin doğduğu ay. Resûl-i ekrem sallallahü aleyhi ve sellem, mîlâdı n beş yüz yetmiş birinci yılı Nisan ayının yirmisine rastlayan, Rebî’ul-evvel ayını n on ikinci Pazartesi gecesi, sabaha…
MoreRızk veren. Yiyecek, içecek gibi kendisi ile faydalanılan şeyi veren. Hakîkatte hâlık (yaratıcı) ve râz ık Allahü teâlâdı r. İnsana, hâlık veya râzık demek ilhâddır (zındıklık, dinsizliktir). İnsanın aslî s ıfatı, âcizlik…
MoreMemnûn, hoşnûd olan. (Bkz. Rızâ) Kendisinden kocası râzı olduğu hâlde ölen her müslüman kadın Cennet’e girer. (Hadîs-i şerîf-Zevâcir) Namazlarını vakitleri gelince hemen kılanlardan Allahü teâlâ râzı olur. Vakitlerinin sonlarında kılanları da affeder.…
MoreBayrak, sancak. (Bkz. Livâ) Resûlullah sallallahü aleyhi ve sellem, yirmi yedi kerre muhârebe yaptı. Bunlardan dokuzunda er olarak hücûm etti. Diğerlerinde başkumandanl ık mevkiinde bulundu. Râyesi siyâh idi. Livâsı (sancağı) daha küçük…
MoreRivâyet eden, nakleden; duyduğu veya gördüğü bir sözü, bir işi, bir olayı başkasına haber veren; Resûlullah efendimizin hadîs-i şerîflerini, metin (hadîs-i şerîfin kendisini) ve senedi (nakledenleri) ile birlikte nakleden hadîs âlimi. Hadîs…
MoreMübârek, bereketli bahçe. Medîne-i münevverede, Peygamber efendimizin sallallahü aleyhi ve sellem kabr-i şerîfi ile mescidin o zamanki minberi arasında kalan mübârek mekan, yer. (Bkz. Ravda-i Mutahhera)…
MoreTemiz bahçe. Medîne-i münevveredeki Peygamber efendimizin (sallallahü aleyhi ve sellem) mescidinin içinde bulunan ve Peygamber efendimizin kabr-i şerîfi ile mescidin o zamanki minberi arasında kalan 26 m. uzunluğundaki mübârek yer. Ravda-i mukaddese,…
MoreMukaddes bahçe. Peygamber efendimizin sallallahü aleyhi ve sellem Medîne-i münevveredeki mescidinin içinde kabr-i şerîfi ile mescidin o zamanki minberinin arasında kalan mübârek mekân, yer. (Bkz. Ravda-i Mutahhera)…
MoreAllahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından (güzel isimlerinden). Kullarına karşı merhâmeti çok olan ve yaptıkları iyilikleri zâyî etmeyen. Allahü teâlâ Kur’ân-ı kerîmde meâlen buyurdu ki: Muhâcirlerden (Mekke’den göç eden) ve Ensârdan (Medîneli müslümanlardan) sonra,…
MoreKur’ân-ı kerîmin ve hadîs-i şerîflerin derin ve ince mânâlarını, işâretlerini anlayan büyük din âlimi. (Bkz. Ulemâ-i Râsihîn) Râsih âlimlerin dört hasleti vardır: 1)Allahü teâlâdan korkmak, 2)İnsanlara karşı mütevâzî (alçak gönüllü) olmak, 3)Dünyâya…
MoreHicrî ayların dokuzuncusu, üç ayların sonuncusu ve farz olan orucun tutulduğu ay. Ramazan yanmak demektir, çünkü bu ayda oruç tutan ve tövbe edenlerin günahları yanar, yok olur. Ramazan ayı gelince, Cennet kapıları…
MoreOynamak, dans. Tasavvuf yolları çoktur. Bunların içinde en lüzumlusu ve en uygunu sünnete yapışan ve bid’atlerden (dinde reformlardan) kaçan büyüklerin yoludur. Bu büyükler, her sözlerinde ve her hareketlerinde, sünnete uyup da, kendilerinde…
MoreAllahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından (güzel isimlerinden). Her şeyi hakkıyla gören, gözeten, koruyan, bir an onlardan habersiz olmayan, murâkabesi (gözetmesi) devamlı olan. Kur’ân-ı kerîmde meâlen buyruldu ki: Allahü teâlâ her şeyi, rakîbdir. (Ahzâb…
MoreDaha çok Eshâb-ı kirâmdan (Peygamber efendimizin arkadaşlarından) başka din büyüklerinden birinin ismi anıldığı veya yazı ldığında, söylenen veya yazılan “Allahü teâlâ ona rahmet eylesin” mânâsına duâ, hürmet ve saygı ifâdesi. İki kişi…
More“Âlemlere rahmet” mânâsına Peygamber efendimizin mübârek isimlerinden. Kur’ân-ı kerîmde meâlen buyruldu ki: Biz seni ancak rahmeten lil âlemîn gönderdik. (Enbiyâ sûresi: 107) Geldi çün ol rahmeten lil âlemîn Vardı nûr anda karâr…
MoreYeryüzünde dolaşan ve mü’minlerin ölümü ânında hâzır olan melekler. Bunlara Rûhâniyân da denir. Resim, köpek ve cünüp kimse bulunan eve rahmet melekleri girmez. (Hadîs-i şerîf-Zevâcir) Sizden öncekiler arasında doksan dokuz kişiyi öldürmüş…
MoreAllahü teâlânın merhameti, acıması. Kalbinde zerre kadar îmân olan bir kimse, Cehennem’de sonsuz kalmayacak, rahmet-i ilâhiyyeye kavuşarak Cennet’e girecektir. (İmâm-ı Rabbânî) Cenâb-ı Hak bir kulunun hidâyet ve îmânda sebâtı nı dilerse, o…
MoreAcıma, merhamet. Allahü teâlâ Kur’ân-ı kerîmde meâlen buyuruyor ki: (Ey Resûlüm!) De ki: “Ey (günâh işlemekle) nefslerine karşı haddi aşmış kullarım! Allah’ın rahmetinden ümidi kesmeyiniz. Çünkü Allahü teâlâ (şirk ve küfürden başka…
More“Dünyâda dost olsun düşman olsun, lâyı k olsun olmasın, mü’min olsun kâfir olsun bütün yaratıklara rızık ve sayısız nîmetler veren” mânâsında Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından (güzel isimlerinden). Allahü teâlâ Kur’ân-ı kerîmde meâlen…
MoreDaha çok Eshâb-ı kirâmdan başka İslâm büyüklerinden birisinin ismi anı ldığı veya yazıldığında, söylenen ve yazılan, Allahü teâlâ ona rahmet eylesin mânâsına, duâ, hürmet ve saygı ifâdesi. İki kişi için rahimehumallah daha…
MoreAllahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından (ism-i şerîflerinden). Âhirette yalnız müslümanlara acıyan. Allahü teâlâ Kur’ân-ı kerîmde meâlen buyuruyor ki: … Şüphesiz ki, Allahü teâlâ Gafûrdur, Rahîmdir. (Zümer sûresi: 53) … Ben ziyâdesi ile tövbe…
MoreKadın râhib. Hiç evlenmeyen, yalnız ve bekâr olarak yaşayan, kilisede ibâdetle meşgûl olan görevli kadın. Şehvet nazarı ile kadınlara bakmanın aynen zinâ olduğunu Îsâ aleyhisselâm bildirmiş iken, hıristiyanlar kadınlarını örtmemişlerdir. Bugün ellerde…
MoreHiç evlenmeyen, bekâr ve yalnız yaşayan, yalnız ibâdetle meşgûl olan ve kilisede vazîfeli olan hıristiyan din adamı. Papazlar herkese râhib olmayı, yalnız yaşamayı emrediyordu. Allah yolunda bulunabilmek ve Allahü teâlâya yaklaşabilmek ancak…
MoreTasavvufta müridlerin, talebelerin yolu. Allahü teâlâya kavuşturan yollardan. Sâlikler (tasavvuf yolunda ilerleyen talebeler) yolu. (Bkz. İnâbet)Allahü teâlâya kavuşturan yollar ikidir: Râh-ı mürîdân ve râh-ı murâdân. Râh-ı mürîdân, müridlerin yolu olup, sülûk ile…
MoreTasavvufta Allahü teâlâya kavuşturan yollardan biri. Seçilmişlerin yolu. (Bkz. İctibâ Yolu) Râh-ı ictibâ, Peygamberlerin ilerledikleri yoldur. Ancak ümmetlerinden onlara tâbi olanlara da, onlara mahsûs olan kemâllerden ihsân olunduğu gibi, buna da nasîb…
More

