Hohloma sanatı
Hohloma sanatının anavatanı Nizhniy Novgorod’dur. Ürünler Hohloma köyünde satıldığı için bu ulusal zanaata Hohloma adı verilmiştir.
Yaprak döken ağaç türlerinin arasında huş ağacının öne çıktığı Novgorod’un ormanlık bölgesinde, yüzyıllardan beri hem gündelik yaşamda hem de inşaat sektöründe huş ağacının elastik yapıya sahip üst tabakası olan huş ağacı kabuğu kullanılmaktadır.
Nakış, geleneksel olarak, Kırım Tatarlarının en yaygın ve gelişmiş dekoratif el sanatları türlerinden biri olmuştur. Henüz Ortaçağ’da, erkeklerin nakış işiyle uğraştığı «kezacey» adlı profesyonel nakışçı atölye dernekleri vardı. Ancak nakış, evsel el işi olarak halk arasında son derece geniş çevrelere yayılmış ve nakış işiyle genelde kadınlar uğraşır hale gelmiştir. Süslenmiş kumaşların ev yaşamının, ulusal kostümlerin ve dini törenlerin vazgeçilmez bir nesnesi haline gelmesi sayesinde dokuma ve nakış geleneklerinin kararlı bir şekilde korunmuştur. Altın nakış sanatı, Kırım Tatar dekoratif el sanatlarının gururudur.
Kil boyalı oyuncak yapma sanatı, Vyatka nehrinin diğer kıyısındaki Hlınov-Vyatka kentinin karşısında bulunan Dymkovo köyünde 15. – 16. yüzyıllarda ortaya çıkmıştır.
Moskova Bölgesi’ndeki Jostovo köyünde 19. Yüzyılda doğmuş eski bir Rus halk zanaatıdır. Bu, Rus halk resim sanatının en ünlü türlerinden biridir. Jostovo tepsileri, birkaç yağlı cila katmanıyla kaplanmış ince çelik saclardan üretilmektedir. Tepsiler, özel fırınlarda kurutulmakta, daha sonra yağlı boya kullanılarak elle boyanmaktadır. Jostovo boyama sanatının ana figürü, siyah bir arka plan üzerinde yer alan çiçek buketi olmuştur.
Efsanevi bir yer olan Dağıstan’a bağlı Kubaçi köyü, geleneksel metal işleme sanatının yanı sıra taş ve ahşap oymacılığının Kafkasya’daki en büyük merkezlerinden biridir. Bu köy, Ortaçağ’ın başlarından bu yana örme zincir ve silah yapımıyla ünlenmiştir. Burası, Kubaçili kuyumcular tarafından üretilen en kaliteli sanat ürünleri sayesinde tüm dünyada ün kazanmıştır.
Rus İmparatoru 3. Aleksandr’ın Kubaçi’nin yetenekli ustalarından Kraliçe Victoria için bir dizi soğuk silah sipariş ettiği bilinmektedir. Bu koleksiyon, günümüzde İngiltere’deki Victoria ve Albert Müzesi’nde sergilenmektedir.
Matrena veya matruşka denilen ilk Rus ayrılabilir oyuncak bebeği, 19. yüzyılın sonunda ortaya çıkmıştır. 1900 yılında Paris’teki dünya ticaret ve sanayi fuarına gönderilen matruşka, ailenin korunması ve bir arada tutulması fikrinin en iyi yansıması olarak bronz madalya ile ödüllendirilmiştir. Matruşka, tüm dünyada bilinir hale gelmiş ve Rusya’nın ulusal sembollerinden birine dönüşmüştür.
Rusya, bir ülke olmasına rağmen çok sayıda milliyeti ifade etmektedir. Rusya’daki halkların geleneklerini kendi anavatanlarında incelemek daha iyidir. Krasnodar Bölgesi’ndeki “Ataman” adlı Kazak kasabasına düzenlenen bir geziye gitmek, bir kamçı kullanmayı öğrenmek ve Kazak şarkıları söylemek gerekir. “Çerkes aul” (aul, dağ köyü anlamına gelmektedir) adlı tesiste kostümlü binicilik gösterisini izlemek gerekir. “Aldın-Bulak” etno-kültür merkezinin yurtlarından birinde konaklamak, buharda kuyruk yağıyla pişirilmiş piruhi yemeğini ve yerel sütlü votkayı yerinde denemek, Tuva gırtlak müziği dersine girmek gerekir.
Rus toprakları, yetenekli ustalar ve zanaatkarlar bakımından zengin ve ihtişamlı olup, ülkenin hemen hemen her bölgesi, sırları nesilden nesle aktarılan ve doğdukları küçük anavatanlarını tüm dünyada sonsuza dek yücelten bir tür özel el sanatıyla tanınmaktadır.
Paleh ve Holuy, cilalı minyatür sanatı atölyeleriyle ünlüdür: burada ustalar, mücevher kutularının kapaklarına Rus halk masallarındaki karakterleri ve farklı renkteki karla kaplı kuleleri resmetmektedir. Vyatka’da ise konuklara ünlü Dymkovo oyuncağını bizzat tasarlayıp boyamaları önerilir. Tabasaran halılarının eşsiz güzelliğine tanıklık etmek için Dağıstan’a uğramaya, Çelyabinsk’te Kasli demir döküm sanat müzesini ziyaret etmeye ve Rostov Velikiy’in emaye sanatının, metal üzerinde sanatsal emaye çalışmalarının merkezi olduğunu keşfetmeye değer.
Ulusal yemeklerin ve geleneklerin bir araya gelmesi, farklı milletlerin bayramlarıdır. Tuva ulusal hayvancılık bayramı olan Naadım festivalinin programında, her zaman ulusal güreş sporu müsabakalarına yer verilmektedir. Hantı ve Mansi halkları, ilkbaharda kendi yeni yılları olarak kabul ettikleri Karga Günü’nü kutlarken, Buryatiya, Kalmıkya, Tuva ve Altay’da ay takvimine göre yılın son gününde Budist yeni yılı olan Sagaalgan kutlanmaktadır. Sagaalgan’ın Moğol dilinde tercümesi, “Beyaz Ay” olup, bu nedenle masada mutlaka beyaz yemekler servis edilmektedir.
Farklı halkların tüm bu çeşitli gelenek ve kültürlerini Rusya’da görebilirsiniz.
Prens Felix Yusupov (Kont Sumarokov-Elston) için Yaltalı mimar N. Krasnov tarafından Koreiz’de inşa edilmiştir. 1945’te Yalta Konferansı sırasında, İosif Stalin başkanlığındaki Sovyet heyeti, Yusupov Sarayı’nda konaklamıştır. Saraydaki bazı iç dekorasyon elemanları, bilardo masası ve Stalin’in yazı masası o dönemlerden günümüze kadar korunmuştur.
Kırım mimarisinin en ünlü ve sıra dışı eserlerinden biri olan Alupka’daki Vorontsov Sarayı, bir parkla çevrili olup Karadeniz üzerinde yükselmektedir. Roman zm mimarlığının bu şaheseri, Novorossiysk Bölge Valisi General M. Vorontsov’un emriyle 1828-1848 yılları arasında inşa edilmiştir. Mimar E. Blore, sarayın inşasında İngiliz, Neo-Moritanya ve gotik olmak üzere farklı tarzları bir arada harmanlamıştir. Saray, 1956’dan bu yana müze olarak hizmet vermektedir. Vorontsov Sarayı içinde bahçe-park sana nın bir eseri olan park bulunmaktadır. Park, bahçıvan-botanikçi K.A. Kebah tara ndan dizayn edilmiştir. Şubat 1945’te, Yalta Konferansı sırasında, Winston Churchill başkanlığındaki İngiliz heye Vorontsov Sarayı’nda konaklamıştir.
1892 yılında Rus Çarı 2. Aleksandr ve ailesinin bir demiryolu kazasında mucizevi şekilde kurtarılmasının onuruna büyük iş insanı A. Kuznetsov’un bağışlarıyla inşa edilen kilise, Foros kasabasında 400 metrelik yüksekliğindeki sarp Kızıl Kaya üzerinde durmaktadır.
Yalta’nın ana tapınağıdır. Aziz Aleksandr Nevskiy, Rus imparatorluk ailesinin kutsal muhafızı olarak kabul edilmiştir. Zira katedralin projesi bizzat 3. Aleksandr tarafından onaylanmıştır.
Massandra Sarayı (Massandra kasabasında yer alır), İmparator 3. Aleksandr için inşa edilmiştir. Başlangıçta go k bir yapı olarak tasarlanan saray, daha sonra yeniden inşa edilmiş ve çok sayıda teras, galeri, merdiven ve balkon eklenmiştir.
Kırım’ın en güzel mağarası olarak kabul edilmekte olup, dünyanın en güzel beş donanımlı mağarası arasında yer almaktadır. Uzunluğu 2 km, derinliği 60 metredir. Mağaranın ana hazinesi, Kırım ve Avrupa’daki en büyük donanımlı salon olan Perestroyka (Yeniden Yapılanma) Salonu’dur. Bu salonun uzunluğu 250 m, yüksekliği 28 m, kapladığı alan 5.000 m2 ve hacmi 50.000 m3’tür. Mağara, yaklaşık 22 milyon yaşındadır.
Günümüzde park, müze ve tabiat parkı olarak da hizmet veren Livadya Sarayı, Rus İmparatorluğu’nda Romanov hanedanlığı için inşa edilen son yapıdır. Geride kalan yüzyılın ilk on yılı içinde eski ahşap sarayın yerinde mimar N.P. Krasnov tarafından inşa edilen saray, İtalyan Rönesansı tarzında dizayn edilmiş ve haklı olarak Yalta’nın en güzel görünümlü binası olarak kabul edilmektedir. Livadya köşkü, 50 yılı aşkın bir süre boyunca üç Rus çarının ailelerinin yazlık rezidansı olarak hizmet vermiştir: 2. Aleksandr, 3. Aleksandr ve 2. Nikolay. Hitler karşıtı koalisyondaki üç müttefik devlet SSCB, ABD ve İngiltere’nin hükümet başkanlarının katılımıyla gerçekleştirilen Kırım (Yalta) Konferansı, 4-11 Şubat 1945 tarihleri arasında Livadya Sarayı’nda yapılmıştır.
Rekor sürede inşa edilen ve 2018’de ulaşıma açılan Kırım Köprüsü, 19 km uzunluğuyla Avrupa’nın en uzun köprüsü-dür. Köprü, birbirine paralel olarak uzanan kara ve demir yollarından oluşmaktadır. Yol, Taman Yarımadası’nda başlıyor, Kerç Boğazı’nı geçi-yor, Ak Burun’un kuzeyinden dolaşarak Kırım kıyısına ulaşıyor.
Bahçesaray’daki Han Sarayı, Kırım hanlarının eski rezidansı ve Kırım Tatar saray mimarisinin dünyadaki yegâne örneğidir. Han Sarayı, Müslümanların yeryüzündeki cennet bahçesi hakkındaki tahayyüllerinin yeryüzündeki yansıması olarak kabul edilmektedir. Sarayın içinde ağaçların, çiçeklerin ve fıskiyelerin yer aldığı çok sayıda avlu bulunurken ihtişamıyla öne çıkan büyük mimari yapılara yer verilmemiştir. Kırım Hanlığı’nın başkentini “Bahçesaray Çeşmesi” ve “Bahçesaray Sarayı’nın Çeşmesine” şiirlerinde ölümsüzleştiren büyük Rus şair ve yazar Aleksandr Puşkin, 1820 yılında Bahçesaray’ı ziyaret etmiştir.
Rusya’daki 1917 Şubat Devrimi’nden sonra Han Sarayı’nda Türk-Tatar Kültürü Müzesi kurulmuştur. Müzenin ilk koleksiyonunda hanlığın mülkiyetindeki bazı eşyalar, saraya gelen Rus hanedanlık üyeleri için alınan eşyalar, Kırım Tatar dekorasyon ve el işçiliği sanatı eserleri, Kırım dâhil olmak üzere doğu silahı koleksiyonu, Altınordu dönemine ve Kırım Hanlığı’na ait madeni paralardan oluşmaktaydı. 1960’lı yıllarda sarayın tarihi görünümünü restore etmek için büyük çaplı çalışmalar yapılmıştır.
Tablo güzelliğindeki gotik kale “Kırlangıç Yuvası”, Gaspra kasabasında Ay-Todor burnundaki Avrora Yamacı’nın en tepe noktasında yer almaktadır.1911 yılında Rus petrol üre cisi P.L. Steingel, burada ortaçağ tarzında bir kale inşa etmeye karar vermiştir. Proje, L. Sherwood tara ndan yönetilmiştir. “Kırlangıç Yuvası”, Kırım’ın güney sahilinin amblemi niteliğindedir.
Ayu Dağ veya Ayı Dağı, Kırım’ın güney sahilinin sembolüdür. Partenit kasabası ile uluslararası çocuk merkezi «Artek» kampı arasında yer almaktadır. Dağın yüksekliği, 577 metredir. Dağ, adını eğilmiş vaziyette denizden su içen ayıyı andıran figürle arasındaki bariz benzerlikten almıştır.
Ay Petri Dağı, Yalta’dan Foros’a uzanan devasa dağ sırasının bir parçasıdır. Sıra dışı şekliyle diğerlerinden ayrılan ve keskin diş şeklindeki tepelerle bezenmiş Ay Petri, bu özelliğiyle Kırım’daki diğer zirveler arasında daha farklı bir yere sahip olmuştur. Ay Petri, muhteşem bir güney sahili ve Yalta manzarası sunmaktadır. Dağın kuzey yamacında Büyük Kırım Kanyonu bulunmaktadır. Kanyon mağaralarla dolu olup, bunlardan bazıları ziyaretçilere açıktır. Ay Petri’ye, Avrupa topraklarının en büyüğü olarak kabul edilen teleferik de dahil olmak üzere çeşitli yollardan ulaşabilirsiniz.
En eski binek-koşu atları arasında kabul edilen Kabardey atları, fiziksel güç ve dayanıklılık, sıcaklık ve hava basıncındaki keskin dalgalanmalara acı çekmeden dayanma gücü ve uzun mesafeler kat etme özellikleriyle diğerlerinden ayrılmaktadır.
Göl ve doğal mağara Maşuk Dağı’nın güney yamacında yer almaktadır. Havzayı dolduran mineral suyunun güzel turkuaz rengi, yüksek kükürt içeriğinin ve içindeki bazı bakterilerin varlığının sonucudur. Proval’ın cazibe noktası, yirminci yüzyılın ortalarında burada ortaya çıkan ve mağara girişini koruyan iki taş aslandır.
Derbent şehrinin kartvizi niteliğindedir. Bu kale, UNESCO küresel öneme sahip tarihi ve kültürel eserler listesine dâhil edilmiştir. Bu savunma kompleksinin duvarları, kapıları ve kuleleri günümüze kadar korunmuştur. Kalenin içinde su depoları ve rezervuarları, banyolar, haç şeklinde kubbeli bir kilise ve Cuma Camisi bulunmaktadır. Bu iki tapınak, Rusya Federasyonu’ndaki en eski tapınaklar arasındadır.
Karaçay-Çerkes Cumhuriyeti Alikonovka ve EçkiBaş nehirlerinin vadisindeki bal şelaleleri, çeşitli büyüklük-teki şelalelerin yer aldığı bir çağlayandan oluşmaktadır. En yüksek noktanın yük-sekliği, 18 metreyi bulmaktadır.
Bu göl, Kuzey Kafkasya’daki en büyük doğal su rezervidir. Deniz seviyesinden 1.8 bin metre yükseklikte yer almaktadır. Göl, Çeçenistan Cumhuriyeti ve Dağıstan Cumhuriye arasında ki sınırı belirlemektedir.
Çeçen Cumhuriyeti’nin başkentinde Sunja Nehri kıyısında konutlar, otel ve iş merkezinden oluşan süper modern gökdelenler yerleşimidir. 2005-2011 yılları arasında inşa edilmiştir. Kompleksin en yüksek binasının adı «Phoenix» olup, 40 kattan oluşmaktadır.
Orta Ka asya’da yer alan “Prielbrusye” Ulusal Parkı, görkemli şelaleler, yüksek dağ gölleri ve şifalı mineral kaynaklar gibi doğal güzelliklerle doludur. Adılsu, Şhelda, Adırsu dağ geçitleri, Donguz-Orun ve Uşba masifleri dağcılar ve dağ turistleri arasında popülerdir. An k efsaneye göre, Titan Prometheus, insanlara bilgi ateşini verme girişiminde bulunduğu için tam olarak burada zincire vurulmuştur. Elbrus’un devasa buzullarında, birleşerek Kuzey Ka asya’daki en büyük nehir olan Kuban’ı oluşturan nehrin çıkış noktası bulunmaktadır.
Kabardey-Balkar Cumhuriye ile Karaçay-Çerkes Cumhuriye arasındaki sınırda yer alan bir Elbrus volkanik dağı (5642 m), Rusya’nın en yüksek zirvesi olmanın yanı sıra gezegenimizin en yüksek “muhteşem yedi” zirvesinden biridir. Elbrus’un derinliklerinde “yerel sıcak kaynakları” halen ısıtan sıcak kitleler vardır. Bunlar, mineral tuzları ve karbondioksit bakımından zengin kaynaklar olup, sıcaklıkları +52 ve +60 ºC’ye kadar çıkmaktadır.
Aşınmış Sütunlar, Komi Cumhuriyei’nde Manpupuner Dağı’ndaki (Mansi dilinden tercümesi; Küçük Putlar Dağı) Peçora-İlıçsk Tabiat Parkı’nın sınırları içinde yer alan jeolojik bir eserdir. Bu sıra dışı yerle ilgili birçok efsane bulunmaktadır. Sütunlar, Rusya’nın yedi hari-kasından biri olarak kabul edilmektedir.
OPEC ve OPEC+ görüşmelerinde Rusya’nın üretim de kısıtlamalara yanaşmaması nedeniyle uzun zamandır devam eden anlaşmazlıklar malesef sonuçlandırılamıyor. Yapılan OPEC+ görüşmelerinde sonuç çıkmayınca Suudi Arabistan petrol üretimini günlük olarak 10 milyon varilin üzerine çıkaracağını açıkladı. Suudi Arabistan’ın petrol uygulamaalrından dolayı petrol fiyatı yüzde 30’dan aşağılara düşerek 31.92 dolara kadar gerilemiştir.
Petrol ve enerji kaynakları konusunda uzman isimlerin yaptıkları açıklamalara göre petrol fiyatlarındaki düşüş ilk eolarak petrolü üreten ülkelerin ekonomisini etkileyecek. Dolayısı ile Türkiye petrol üreten değil tüketen bir ülke olması nedeniyle ilk etapta fiyatların düşmesinden faydalanacaktır. Fakat petrol üreten Rusya, Suudi Arabistan ve Amerika gibi ülkeler fiyatların düşmesi nedeni ile daha az sayıda varil petrol üretmeye veya piyasaya satmaya başlayacaklar. Dolayısı ile uzun vadede Türkiye’nin de alacağı petrol azalacağı için fiyatlar artacaktır.